Güven Eksikliğini Giderme Rehberi

Eki 20, 2019

Okuma süresi 7 dk

CNS tarafından 2016 yılında sonuçlandırılan bir araştırma, güven hissiyatının yüksek olduğu kurumlarda çalışanların, düşük kurumlarda çalışanlara göre yüzde 74 daha az stresli, yüzde 106 daha fazla enerjik, yüzde 50 daha fazla üretken, yüzde 76 daha fazla adanmış, hayatlarından da yüzde 29 daha fazla tatmin olduklarını gösteriyor. EY’ın 2016 yılında 8 ülkede gerçekleştirdiği “Global Generations 3.0” araştırması da çalışanların yarısının bile çalıştıkları kuruma, yöneticilerine ve ekip arkadaşlarına yüksek güven beslemediğini ortaya koyuyor. Özetle, iş hayatında güven önemli, ama önemli olduğu kadar da az.

Gerçekleştirdiğimiz takım koçluklarında en çok ortaya çıkan sorunlardan biri güven eksikliği oluyor. Güven sıkça dile getirilen bir değer olmasına rağmen, enteresan bir şekilde katılımcılar tarafından kolaylıkla tarif edilemiyor. Neden güvensiz hissettikleri sorulduğunda da “Başım sıkıştığında yardım alamıyorum.”, “Dikkate alındığımı düşünmüyorum.”, “Hata yaptığımda birileri mutlu Gerçekleştirdiğim takım ve ilişki koçluklarında da en çok ortaya çıkan sorunlardan biri güven eksikliği oluyor. Güven sıkça dile getirilen bir değer olmasına rağmen, ilginç bir şekilde kolaylıkla tarif edilemiyor. Güvensizlik hissinin “Başım sıkıştığında yardım alamıyorum.”, “Dikkate alındığımı düşünmüyorum.”, “Hata yaptığımda birileri mutlu oluyor.”, “Hata yapınca kimse affetmiyor.”, “Başarılı olmamı istemiyorlar.”, “Herkes kendi hedeflerinin peşinde koşuyor.”, “Kimse birbirine karşı dürüst değil.” gibi yardımlaşma, işbirliği, iletişim, değerli hissetme, iyi niyet, dürüstlük, bağışlanma, ortak amacın varlığı vb. farklı değerler üzerinden anlatıldığına şahit oluyorum. Peki nedir güven?

Güven: Kendi İyiliğinin Gözetildiğini Bilmek

Bir insan birilerine karşı ne zaman güven hisseder? Güven, sözlükte “kuşku duymadan inanma hali” olarak tarif edilmektedir. Günlük hayatta, birinin ya bir konudaki yetkinliğine inanma ya da hangi koşullar altında nasıl davranacağını bilme durumlarını tarif etmek için kullanırız. İlişkilerimiz söz konusu olduğunda ise güven sözcüğünü birinin her koşulda kendi iyiliğimizi gözetecek şekilde davranacağına inanmak olarak yorumlarız. Bu şekilde inanç beslediğimiz insanların yanında kendimizi güvende hissederiz.

Birinin iyiliğimizi gözettiğini gösteren kuvvetli davranışlar vardır. En temelde bizle ilgilenir. Bize yarar sağlamak adına davranışlarını değiştirmeyi kabul eder. Kendi faydasına olsa dahi, bize zarar verecek şeylerden uzak durmaya çalışır. Başarımızdan mutlu olur, üzüntümüzden tasalanır. Hata yaptığımızda bağışlar ya da telafi etmemize fırsat tanır. Bu davranışların herhangi birinin zıttı da aramızdaki güven duygusunu zedeler. Mesela, çok sıkıştığınız bir anda bir kişiden yardım talebinde bulunduğunuzu ve o kişinin talebinizi duymazdan geldiğini veya savsakladığını gözlemlediniz. İçinize bir şüphe düşer. Ya çok önemli bir derdi var ya da beni önemsemedi dersiniz. Sonra, istemediğiniz bir şeyi kendi faydası için yaptığını görürsünüz. Şüpheniz daha da fazla artar. Buna benzer durumların birkaç defa daha tekrar ettiğini gördüğünüzde artık şüphenizden emin olursunuz.

Bir ilişkide güven sarsıldığında tarafların birbirlerini olumsuz bir ışık altında görme sıklıkları artar. Psikolog Robert Weiss bu duruma “Olumsuz Duygu Baskınlığı (ODB)” diyor. ODB’nin etkisi altında bulunanlar, birbirlerinden olumsuz sonuçları olan davranışlar görecekleri beklentisine girerler. Bu beklenti, olumlu olayların bile olumsuz yorumlanmasına sebep olur ve kendi kendini gerçekleştiren kehanet misali gerçekleşir durur. O yüzden ODB kaçılması imkansız bir hapishane gibidir.

Bir ilişkide ODB halinin yaşandığını tespit etmek kolaydır. John Gottman’ın “Mahşerin Dört Atlısı” olarak tarif ettiği suçlama, küçümseme, savunma ve kaçınma davranışları bol bol gözlemlenir. Bir takım içinde ODB hali yaşanıyorsa insanlar kendilerini sıklıkla yanlış anlaşılmış, sorun konusunda masum, incinmiş, hayal kırıklığına uğramış ve kızgın hissederler. Sorun tartışmaya açıldığında devamlı kendilerini anlatma gayreti içinde olurlar. Karşı tarafı dinlemezler. Suçlama ve misilleme yapma eğiliminde olurlar.    

Güven Eksikliği Nasıl Giderilir?

Diyelim ki; önemli bir ilişkinizde güven eksikliği hissettiniz… Ne yapabilirsiniz? Güven eksikliği sorununu gidermek, eğer sorun erken aşamalarda ise, daha kolaydır. Bazen taraflar arasında güven bunalımı yaratan durumlar o kadar fazla yaşanır ve o kadar uzun bir döneme yayılır ki; güven eksikliğini gidermek imkansız hale gelir. O yüzden mümkün olduğu kadar erken harekete geçip onarmaya çalışmak en doğrusudur.

Bu konuda, farklı araştırmacıların geliştirdikleri sınanmış yöntemler mevcuttur. Bunlar içinden, sosyal psikolog Anatol Rapport’un düşman siyasi gruplar veya ülkeler arasındaki müzakereler için kullandığı yöntem ile John Gottman’ın binlerce evli çift üzerinde yaptığı araştırmalar sonucunda evlilikte güven sorunlarını gidermek için bulduğu yöntemler kullanılabilir reçeteler ihtiva etmektedir. Bunları sentezlediğinizde karşınıza şu tarz bir reçete çıkacaktır:

İlişkinizde güvenin önemli olduğu birinde size karşı olumsuz bir duygu durumu gözlemlediğinizde…  

  • Karşı tarafın gözüyle sorunu nasıl anladığınızı tarif edin, sonrasında onun kendisini ifade etmesine müsaade edin. Ör: “Son toplantılarda aramızda iyi gitmeyen bir şeyin olduğunu sezdim. Sanırım seni kızdıran bir şey yaptım ki toplantılara gelmiyorsun. Ne oldu?”
  • Karşı tarafın bir derece haklı olabileceğini ifade edin ve peşin olarak özür dileyin. Ör: “Evet, son dönemlerde çoğu toplantıyı son dakikada ötelemek zorunda kaldım. Çoğunlukla benim dışımdaki sebeplerden oluyor ama bu konuda mutlaka daha iyi yapabileceğim bir şey vardır. Biraz özensiz davrandım sanıyorum. Bunun için özür dilerim.”
  • Duygu durumunu ve nedenlerini sorun. Ardından savunmaya geçmeden dinleyin. Ör: “Anlamama yardım eder misin? Bu durum seni neden bu kadar kızdırıyor? Ne düşünüyor ne hissediyorsun?”
  • Karşı tarafın durumunu ve duygularını anladığınızı hissettirecek şekilde duyduklarınızı tekrar ifade edin. Uygun durumda şefkat gösterin. A.Rapoport, “Karşılıklı olarak öteki tarafın konumunu onları tatmin edecek şekilde ifade edene kadar ikna etmeye, sorun çözmeye, uzlaşmaya kalkmayın.” der. H.Ginott da benzer şekilde “Tavsiye sözcüklerinden önce anlayış sözcükleri söylendiğinde rehberlik her zaman daha etkili olur.” der. Ör: “Seni değersiz hissettirmiş olduğum için üzgünüm. Bu aralar yıl kapanışları sebebiyle çok yoğun olduğunu biliyorum. O yüzden sık sık ve son dakikada habersiz değişen toplantıların sana böyle hissettirmesi çok normal. Neden bu kadar kızdığını anlayabiliyorum.”
  • Karşı tarafı gözettiğinizi ifade edin, hatta varsa geçmiş bir örneği hatırlatın. Ör: “Ben seni her zaman önemsiyorum. Hatırlarsan, geçen hafta bu yoğunluklarından ötürü senin adına … yapmıştım.”
  • Mizaha başvurun. Mizah buzları çözmek için etkili bir yöntemdir. Ancak bir o kadar da risklidir. Karşı tarafı eleştiren veya küçümseyen bir mizah yapmadığınıza emin olun. Ör: “Ben de senin bu toplantılardan nefret ettiğini zannediyordum. Sen bahane bulmak zorunda kalma diye öteleyip duruyordum aslında.”
  • Şimdi sıra kendi durumunuzu izah etmekte. Detaylı bir izahatta bulunabilirsiniz, karşı taraf sizi dinlemeye her zamankinden çok daha açık olacaktır. Ör: “Toplantı için kritik katılımcıların hepsi gelmeyince toplantıyı yapmak anlamlı olmuyor. Katılamayacaklarından da genelde son dakikalarda haberdar oluyorum. O yüzden iptaller de biraz son dakikaya kalıyor. Senin daha az kritik olduğunu düşünmüyorum kesinlikle.”
  • Onun önerisini sorun. Ne olsa daha iyi hissedeceğini öğrenin. Ör: “Bu tarz bir durum tekrar yaşandığında, ne farklı olsa kendini daha iyi hissedersin?”
  • Karşı tarafın önerisini dikkate alan ve kendinizin de çözümde sorumluluk aldığınızı gösteren bir öneri geliştirin. Ör: “Neyse, madem bu durum seni çok üzüyor, şu yıl kapanışı döneminde … toplantılara ben seni aramadan gelme. Tüm kritik katılımcıların toplantıya katılacağından emin olunca seni ararım o zaman işini böler gelirsin.”
  • Pek tabi ki sizin de talepleriniz veya yapamayacaklarınız olabilir. Bunu da hatırlatmayı unutmayın. Ör: “Yalnız, lütfen bundan sonra toplantıyı falanca gelmezse öteliyorsun, filanca gelmez ise ötelemiyorsun tartışması yapmayalım. Beni üzmekten başka bir sonuç üretmiyor.”
  • Biz kavramını pekiştirin. İlişkiye iltifat edin, önemini vurgulayın. Ör: “Sonuçta aynı hedefler için beraber mücadele ediyoruz. Bu mücadelede senin katkın çok değerli. Aramızda ufacık bir sorun bile olsun istemem. O yüzden bu şekilde sorunları açık açık konuşup çözüm üretebilmemizi de çok değerli buluyorum.” 

Güvensizliğin yaşandığı ilişkilerde, bu tarz onarımlara başvurmak tarafların çatışmalarının zaman içinde sona ermesini sağlayacaktır. Bu reçete odaklanma, zaman ayırma ve iyi duygu yönetimi gerektirdiği için uygulanması çoğu kişiye zor gelebilir. Ama güven meselesinin karmaşıklığını düşününce de, daha kolay bir yol bulmak pek olası görünmüyor.

1 Yorum

  1. Soner Özaylak

    Cem merhaba, yazını değerli bulan arkadaşlarım aracılığıyla okudum. Beğendim. Bu yolla da olsa seni hatırlamak güzel oldu. Sevgilerimi iletiyorum.

    Yanıtla

Bir İçerik Gönder

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.